SON DAKİKA

Mührü Hilal

NAKŞİBEND HAZRETLERİ VE KUMARBAZ

NAKŞİBEND HAZRETLERİ VE KUMARBAZ
Bu haber 11 Aralık 2019 - 22:07 'de eklendi ve 320 views kez görüntülendi.

Nakşibend Hazretlerinin Allah yolunda çağlayanlar misâli coşkun olan heyecan, azim ve gayretini daha da kuvvetlendiren ibretlik bir hikaye.

Şâh-ı Nakşibend Hazretleri, Allah yolunda çağlayanlar misâli coşkun olan heyecan, azim ve gayretini daha da kuvvetlendiren bir ibret tablosunu şöyle naklediyor:

“Bir gün yolumda giderken, bir kumarhanenin önünden geçiyordum. İçeride bir topluluğun, çok hırslı bir şekilde kumar oynamakta olduklarını gördüm. Hele içlerinden ikisi, kendilerini oyuna öyle kaptırmışlardı ki, hiçbir şeyin farkında değillerdi. Maddî-mânevî bütün güç ve varlıklarıyla kumara dalmışlar, sanki kumarın nefsânî lezzetinden sarhoş olmuş, kendilerinden geçmişlerdi.

Böylece ikisi, aralarında aldılar verdiler. Bir müddet sonra onlardan biri mağlup oldu, ütüldü. Kaybettikçe kaybetti. Varını yoğunu ortaya koydu. Neticede dünyalık olarak nesi varsa, rakibi hepsini elinden aldı.

Düşmüş olduğu o perişan hâle rağmen kumarbaz, ısrarla ve büyük bir gayretle oyunu sürdürüyordu. Yenildikçe de hırsı artıyordu. Bir ara, kendisini hep yenen rakibine dedi ki:

«–Bana bak! Malımı ve bütün servetimi değil, bu oyun için başımı bile vereceğimi bilsem, yine de oynamaktan vazgeçmem! Hayatım pahasına da olsa oynayacağım. Öyle ki, benim düştüğüm bu perişan hâle sen düşeceksin!»

Kumarbazın, kumarda her şeyinden, hattâ canından bile vazgeçebilecek derecedeki ısrar, kararlılık, hırs ve irâde kuvvetini görünce, bana da apayrı bir şevk ve gayret hâli geldi. Bu musîbet tablosundan ibret alarak kendi kendime düşündüm:

Bir kumarbaz, bâtıl bir işte bile her şeyinden vazgeçecek kadar ısrarlı, hırslı ve kararlı davranırken, ben Hak yolunda nasıl bir azim, gayret ve fedâkârlık içinde olmalıyım? O günden beri Hak yolunu takip etmekteki azim ve isteğim daha da arttı. Hamd olsun Rabbime, her geçen gün de artmaktadır.”[1]

Görüldüğü üzere o Hak dostu, şâhid olduğu müsbet veya menfî her manzaranın ibret ve hikmet dersini okuyabilecek bir gönül gözüne ve ruh hassâsiyetine sahipti.

AKILLI VE GAFİL İNSAN ARASINDAKİ FARK

Zira Şeyh Sâdî Hazretleri’nin buyurduğu gibi:

“Akıllı insan, şaka ve masaldan bile hikmet dersi çıkarır. Gâfile ise hikmetli sözlerden yüz bâb okusan, ona masal gelir.”

Demek ki bu kalbî kıvâma ulaşılınca; bir edepsizden bile edep öğrenilebilir, müflis bir kumarbazın hâlinden bile Hakkʼa vuslat yolunda elzem olan, azim, sebat ve irâdeye dâir büyük dersler çıkarılabilir.

HER MÜMİNİN ÇÖZMESİ GEREKEN SORULAR

Hakîkaten çok ibretlidir ki, boş hülyâlar ve gelgeç sevdâlar uğruna nice insan, rahatından, malından, sağlığından, hattâ canından olmayı göze almakta iken; günümüzün Ebû Cehilleri bâtıl dâvâlarını sürdürmek için canhıraş bir gayret ve fedâkârlık gösterirken; hak ve hakîkat bir dâvânın mensupları olan bizler, gayret-i dîniyyemizin seviyesini nasıl kâfî görebiliriz? Bu husustaki vicdan muhâsebesinden nasıl yüz aklığıyla çıkabiliriz?..

İşte her müʼminin kendi içinde çözmesi gereken bu gibi çetin sualler; büyük bir aşk, vecd ve iştiyakla, gece-gündüz demeden, bezginlik ve yorgunluk nedir bilmeden, Allah yolunda gayret, himmet ve hizmeti zarûrî kılmaktadır.

Hakkʼa vâsıl olan yüksek şahsiyetler, dâimâ Hakk’a hizmet yolunda fedakârca yürüyerek menzillerine ermişlerdir. Nitekim Şâh-ı Nakşibend Hazretleriʼnin yürüdüğü mânevî yolun daha ilk adımlarından itibâren bu gayret ve hizmetlerin şâheser numûnelerini görmekteyiz.

EMİR KÜLAL HAZRETLERİNİN EMRİ

Üstâdı Emir Külâl Hazretleri, derûnundaki nefsânî temâyüllerin ıslâhı ve rûhânî istîdatların inkişâfı için ona garipleri, kimsesizleri arayıp bulmasını, hasta ve muzdarip insanlara, hattâ yaralı hayvanlara hizmet etmesini, insanların geçeceği yolları temizlemesini emir buyurmuştu. Bunları kemâl-i edeple ve samimî bir gayretle îfâ edince de gönlünde müstesnâ ufukların açıldığını müşâhede etmişti.

MANEVİ OLGUNLUK YOLU

Zira mânevî olgunluk yolunda mesâfe alabilmek, sadece kitap okumak veya sohbet dinlemekle değil, okuyup dinlediklerinden kendine âdeta bir reçete çıkarıp onun gerektirdiği istikāmette yaşamak ve Allah için hizmet etmekle mümkündür. Gönüllerin ilâhî sır ve hikmetlere âşinâ olabilmesi, bu nevî gayretlere bağlıdır.

İşte Şâh-ı Nakşibend Hazretleri de, aldığı mânevî terbiye neticesinde, nefsine “hiçlik” ve “yokluk” tâcını taktıktan sonra asıl gönül feyzine, mânevî keşif ve fütûhâta nâil olmuştur.

Dipnot:

[1] Bkz. Ekrem Sağıroğlu, Şâh-ı Nakşibend, Yasin Yayınevi, İstanbul 2001, sf. 99-100.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Şah-ı Nakşibend (rahmetullahi aleyh) Erkam Yayınları

Etiketler :


POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA